Hacettepe Üniversitesi öğrencileri tarafindan çikartilan tek öğrenci haber gazetesi
18 Mart 2010 Perşembe
EGO eylemine polis saldırısı!
Kolektif üyesi öğrenciler, akşamüzerine doğru stadın karşısındaki duraklarda otobüsleri durdurarak öğrencileri kart basmtırtmadan bindirmek istedi. Bazı otobüs şöförleri kartsız basan öğrencilerle birlikte hareket ederken, bazı otobüs şöförleri ise durumu EGO'ya ve polise bildirdi.
ÖĞRENCİLER EYLEME DESTEK VERDİ
Kolektif üyesi öğrencilere diğer öğrenciler de destek verdi. Bazı öğrenciler kartsız bindikleri otobüslerden saatlerce inmeyerek eyleme destek verirken, 200 kadar öğrenci ise Nizamiye'ye doğru yürüyüşe geçti. Bu sırada, görgü tanıklarının ifadesine göre Bilkent Kapısı'nda konuçlanan Çevik Kuvvet ekipleri yürüyüşçü öğrencilere doğru ilerlerken, diğer ekipler ise Nizamiye kapısında barikat kurarak protestocu öğrencileri kapana aldı. Burada 30 kadar öğrenci oturma eylemi başlattı. Diğer protestocu öğrenciler ise dağıldı. Oturma eylemine katılan öğrencilerin tümü gözaltına alındı.
Aynı eylemi ODTÜ'de de gerçekleştiren Kolektif üyesi ve destekçi öğrencilerden 100 kadarı gözaltına alındı.
GÖKÇEK'TEN ÖDÜL VE CEZA
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise öğrencilerin bu eylemine karşılık 25 bin öğrencinin Beytepe'ye ulaşmak için kullandığı otobüsleri sabah saatlerinde kaldırmadı. İ.Gökçek, eyleme karşılık binlerce öğrenciyi cezalandırarak, "Gerekirse bu üniversitelere EGO seferlerini kaldırırız" tehditini savurdu.
Bir yandan on binlerce öğrenciyi cezalandırarak otobüssüz bırakan Gökçek, "Ulaşım haktır satılamaz" diyen ve onlara destek vererek haklarını arayan öğrencilere karşılık otobüsünü kaldırmayan bir şöförünü ise ödül vererek kutladı.
16 Mart 2010 Salı
Beytepe Postası'nın Sözü
95 yıllık hayatına birçok başarı sığdıran, biri özel biri devlet olmak üzere iki büyük üniversitenin kuruluşunda öncü rolü oynayan ve birçok üniversitenin kuruluşuna önayak olan; akademik kariyerinde iki üniversitede rektörlük ve saygın akademik kurumlarda başkanlık yapmış olan, tıp alanında da önemli hizmetleri bulunan Prof. Dr. İhsan Doğramacı… diye başlamayı çok isterdik yazımıza. Tıpkı bizden önce birçok tanışığının kendi köşesinde merhumun ölümünün ardından yazdığı taziye yazıları gibi. Maalesef vicdanımız elvermiyor. Yakınları ve sevenlerinden özür dileriz.
12 Eylül Darbesi’nin üniversiteleri kontrol altına almak için kurduğu YÖK’ün başına geçerek yüzlerce akademisyeni tasfiye eden, binlerce öğrencinin okuldan atılmasına vesile olan, üniversitede saç-sakal yasağı uygu-laması başlatan, Beytepe’nin kendi arazisi üzerine Türkiye’nin ilk özel üniversitesini kuracağım diye arada kendi özel şirketlerinin fabrikalarını inşa ettiren, öğretim üyesi lojmanı diye bilinen konutları satarak kendi rantını sağlama alan, dahası “Annenin Kitabı” isimli eseriyle(?) birebir intihal yapan ama Cunta’nın emri al-tındaki mahkemelerden aklanan (ancak davası AİHM-’de devam ediyor) Doğramacı’nın ölümünü bilinenin aksine bu gerçekleriyle manşet haber olarak koymayı doğru bulduk.
Ne kadar isabetli bir karar aldığımızı da haberimizi yayına hazırlarken kampüste özellikle Yabancı Diller Okulu’ndaki (hazırlık) öğrenci arkadaşlarımızla yap-tığımız görüşmelerde de teyit ettik.
Yaptığımız birebir görüşmelerde edindiğimiz izlenimleri kısaca sizinle paylaşmak gerekirse İhsan Doğramacı ismine bir aşinalık var ancak kim olduğu ve neler yaptığı bilinmiyor.
Çok az kişi Hacettepe ve Bilkent Üniversiteleri’ni kurduğunu biliyor ancak hakkında beğenmek ya da eleştirmek şeklin-de bir fikir belirtemiyor. Bu bağlamda Doğramacı hakkında iyi ya da kötü fikir belirtebilecek çok az kişi var. Umarız bu haber bu eksikliğin giderilmesinde birazcık olsun katkı sunar.
Bir diğer mesele ise ÖTK seçimleri ve iddialara göre, daha doğrusu eski yönetimin iddialarına göre yaşanan usulsüzlükler… Bir yanda da edindiğimiz duyumlara göre Rektörlük ÖTK’nın şenliklerde yolsuzluk yaptığını belirlemiş ve seçimlere müdahil olarak bir anlamda yeni yönetimi atamış. Bizim için iki ucundan da taraf olunmayacak bir mesele ancak sürecin takipçisi olacağız ve yeni gelişmeleri Beytepelilerle paylaşmaya devam edeceğiz.
ÖTK seçimlerinde neler oluyor?
“08.03.2010 tarihinde yapılan olan ÖTK Yönetim Kurulu seçimleri, usulsüzlük sebebiyle tepkilerini göstermek isteyen 11 kişinin salonu terk etmesi üzerine yankı uyandırdı. Bugüne kadar şeffaf olmak adına seçimlere gözlemci kabulu durumu bir adayın istememesi üzerine ortadan kalktı; Hacettepe Üniversitesi öğrencisi ÖTK'nın doğal üyesi kabul edilirken, gözlemci öğrenciler dışarı çıkarıldı. Son anda verilen bir itiraz dilekçesi, karara bağlanmaksızın bir temsilci arkadaşımızın temsiliyet hakkını anında elinden alırken, oy hakkını da kaybetmesine ve salondan çıkarılmasına sebep oldu. Bahsi geçen itiraz konusu, diğer temsilci arkadaşlarımız temsilci arkadaşlarımız için de temsiliyet hakkı kaybına yol açabilecekken, haklarında herhangi bir itiraz dilekçesi bulunmadığı için, tek bir kişi üzerine yoğunlaşılıp diğerleri göz ardı edildi ve fırsat eşitsizliğine yol açıldı. Anında temsilciliği düşürülen o arkadaşın seçimlerinin tekrarlanması beklenmeksizin yapılan bu ÖTK Yönetim Kurulu seçimi, samimiyeti ve doğruluğu açısından kafalarda soru işareti bıraktı.
Gelişmeleri ileteceğiz.
Sevgiler.”
Kuru(tu)cumuz Doğramacı öldü
Doğramacı’nın ulus ötesi kariyeri…
3 Nisan 1915’te Kuzey Irak sınırları içerisinde kalan Erbil’de köklü bir Türkmen ailesi olan Doğra-macızadelerin çocuğu olarak dünyaya gelen İhsan Doğramacı, ilk öğrenimini Erbil’de, orta öğrenimini Beyrut’taki Beyrut Amerikan Üniversitesi’ne bağlı International College'de tamamladı. Irak’a geri dönen ve Bağdat Tıp Fakültesi’nde eğitim gören Doğramacı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1938’de mezun oldu. Daha sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1949’da doçentlik ve 1954’te de profesörlük ünvanını aldı. Çalışmalarına Ankara Numune Hastanesi’nde başlayan Doğramacı, Harvard Üniversitesi'ne bağlı Boston Çocuk Hastanesi ve Washington Üniversitesi'ne bağlı St. Louis Çocuk Hastanesi’nde sürdürdü. A.Ü. Rektörlüğü (1963-1965), ODTÜ Mütevelli Heyeti Başkanlığı (1965-1967), H.Ü. Rektörlüğü (1967 - 1975) görevlerinde de bulunan Doğramacı, bundan sonra Paris V Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine atandı.
Darbenin ‘Altın Çocuğu’ iş başında
12 Eylül darbesinden sonra da üniversitelerde başlatılacak olan harekatın başına geçirilmek istenen Doğramacı -darbenin ‘altın çocuğu’- YÖK’ün başkanlığına getirildi ve ilk işi üniversitelerde sol-muhalif kimliği ile bilinen akademisyenleri (İdris Küçükömer, Murat Belge, Taner Timur, Baskın Oran, Faruk Sönmezoğlu gibi) üniversitelerden uzaklaştırmak oldu. 1992 yılına kadar kendisine verilen üniversitelerdeki sol hareketi ezme görevini YÖK aracılığıyla sürdürmeye devam etti. Doğramacı yüzlerce bilim insanını atma, sürme ve yıldırma yöntemiyle üniversitelerden uzaklaştırılmasına önayak olurken ‘kapıda saç sakal uygulaması’ başlattı.
Baskın Oran’ın Doğramacı yazısı!
Üniversitemizde ve Bilkent’te düzenlenen şaşaalı cenaze törenlerinin ardından devlet töreniyle toprağa verilen Doğramacı hakkında, muhalif ve ay-kırı yazılar da yayımlandı. Bu yazılardan biri 7.-3.2010 tarihli Radikal Gazetesi Radikal İki ekin-de Prof. Dr. Baskın Oran imzasıyla çıktı. Doğramacı’nın bir başka yüzünü kamuoyuyla paylaşan Oran, bakın yazısında neler diyor: “(Doğramacı) bir imzayı da 1984’te kendi özel üniversitesi Bil-kent’i kurmak için atıyor. Şöyle kuruyor: Buranın ilk arazilerini, devlet üniversitesi Hacettepe-’ye istimlak ettiriyor. İlk binalarını, T. Özal’la anlaşarak, “asistanları dil öğrenmek için yurtdışına göndereceğimize burada öğretelim” diye devlete yaptırıyor. Bittiğinde de “Türkiye’de dil öğretilemez” diye Bilkent’e kiralıyor (A. Güçlü, Milliyet, 27.02.2010). YÖK adına istimlak ettiği arazilerin üzerine Bilkent için Ankuva AVM’si, Metaksan Holding, Tepe Mobilya gibi rant tesisleri inşa ettiriyor. Ayrıca, herkesin öğretim üyesi lojmanları sandığı lüks Bilkent Konutlarını. Şu anda buralar Orman Gn. Md.’yle davalı. Şimdi Hacettepe’ninkini dinleyin. Çünkü, bu tepede An-kara Üniversitesine bağlı bir Çocuk Hastanesi kurduğunda (1957), Doğramacı Ankara Tıp’ta profesör. Burayı 1963’te ikinci bir tıp fakültesine dönüştürdüğünde de Ankara Ü. Rektörü (1963-65). 1967’de burayı ayrı bir üniversite (Hacettepe Ü.) yapıyor ve oranın rektörü oluyor. Bir An-kara Ü. rektörü bunları nasıl yapabiliyor? Yoksa, önce “Aynı üniversitede iki tıp fakültesi kurulabilir” deyip arkasından “Aynı üniversitede 2 tıp fakültesi olmaz” mı dedi?”
30 Ekim 2009 Cuma
BEYTEPE'DE POLİS SALDIRISI
ÖGB'lerin standa müdahalesini geri püskürten öğrenciler, ÖGB'nin kamera kayıdı yapmasını da engellemek isteyince yaşanan arbede sonucu kampus'e giren 500 kadar Çevik Kuvvet Özel Tim, öğrencilere saldırdı. 100 kadar öğrenci kütüphaneye sığındı. Polisin saldırgan durumu okul öğrencilerinin de tepkisini çekerek dışarıda da protesto gösterisinde bulunan 300 kadar öğrenci toplandı. Kütüphanenin etrafını ablukaya alan polis, içeride zor kullanarak 69 öğrenciyi yakapaça gözaltına aldı. Dışarıda biriken öğrenci kalabalığına da biber gazı ve tazikli suyla müdahale edip, jopla saldırarak dağıttı.
Gözaltına alınan 69 öğrenciden 58'i 27 Ekim sabahı serbest bırakılırken 11 öğrenci bıçaklama, yağma, polise mukavemet suçlamalarıyla tutuklu yargılanmak üzere savcılığa sevk edildi. Daha sonra tutuklama istemiyle savcılığa bırakılan 11 öğrenci de akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
BASKI, TACİZ, ŞİDDET VE KÜFÜR
Kütüphane içinden öğrenci arkadaşlarını yaka paça gözaltına alınmasını protesto eden öğrencilere saldıran polis, attığı biber gazı bombalarıyla birçok öğrencinin fenalaşmasına yol açarken, bir öğrenci de atılan bombalardan bir tanesinin sırtına isabet etmesi sonucu yaralandı. Polisin bir kız öğrenciye ''orospu çocuğu'' diyerek hakaret etmesi dikkatlerden kaçmazken, gözaltılar sırasında da yine öğrencilere ağır hakaretlerde bulunarak darp ettiği öğrenildi.
Ertesi gün olayı protesto eden 900 kadar öğrenci rektörlüğe yürüyerek, okulda bir daha böyle görüntülerin yaşanmamasını ifade ederek, rektörlüğün öğrencisine sahip çıkmasını istedi.
28 Eylül 2009 Pazartesi
Ders kayıtları başladı
Vakıf Bank Yıldız Anfi'de
Harç işlemleri için Vakıf Bank ile anlaşan okul yönetimi, harçlarını yatırmayan öğrencilerin okulda harçlarını yatırabilmesi için Yıldız Anfi'de eskiden Özel Güvenlik Birimleri'nin kullandığı bölümü bankaya tahsis etti.
Kayıtların ilk günü kontenjan artışından kaynaklanan yığılmalar yaşandı
YÖK'ün geçen yıl üniversite kontenjanlarında yaptığı artış, kayıtların ilk günü banka önünde kuyruklar, kafe, kantin gibi alanlarda da yığılmalara yol açtı. Ders kayıt sürelerinin de 3 günden 5 güne çıkartılmasının sebeblerinden bir tanesi de danışman asistanların iş yoğunluğunu azaltmaya yönelik bir tedbir olarak yorumlandı.
23 Temmuz 2009 Perşembe
YÖK, Katsayı Uygulamasını Kaldırdı!
YÖK Genel Kurulu'nun aldığı kararla meslek lisesi öğrencileri üniversite sınavında artık puan kaybetmeyecek. ODTÜ Eski Rektörü Ural Akbulut, YÖK'ün kararının siyasi olduğu değerlendirmesinde bulundu.
1998 yılından bu yana meslek lisesi mezunları kendi alanlarından başka bölümleri tercih ettiklerinde katsayıları 0.3'le çarpılıyordu. Diğer liselerde okuyanların katsayıları ise 0.8'le çarpılıyordu.
YÖK'ün yeni aldığı karara göre, bütün adayların katsayıları 0.15'le çarpılacak. Böylece, meslek lisesi mezunları alanları dışında tercih ettikleri bölümlere yöneldiklerinde herhangi bir kayıpları olmayacak.
Örneğin bir tıp fakültesini veya bir mühendislik fakültesini sadece fen alanından mezun olanlar değil, diğer tüm alanlardan ve okul türlerinden mezun olanlar da tercih edebilecek ve bu adaylara farklı katsayı uygulanmayacak.
Aralarında imam hatip liselerinin de bulunduğu meslek lisesi mezunları, kendi alanlarıyla ilgili bölümleri tercih ettiklerinde ek olarak orta öğretim başarı puanı 0.06 ile çarpılacak.
Öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanlara kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ek puan verilecek. Bu adayların ağırlıklı ortaöğretim başarı puanları 0.06 katsayısı ile çarpılacak ve bulunan değer 0.15 katsayısıyla çarpılmış puanlarına eklenecek. Söz konusu mezunlara ek puan verileceğine ilişkin hüküm yasal düzenlemede yer alıyor. Ek katsayı bugün 0.24 olarak uygulanıyor ve bu yükseköğretim programlarının sayısı sınırlı bulunuyor.
YENİ SİSTEME NASIL GEÇİLECEK?
YÖK Genel Kurulu'nun aldığı ''Meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puan türünün yanı sıra bir de Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puan türü belirlenir. Meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın, adayların bu programlara yerleştirilmesinde bu iki türden puanlarının büyük olanı esas alınır'' kararı, genellikle ön lisans programlarına nasıl yerleştirme yapılacağını hükme bağlıyor.
Ön lisans programlarına, mevcut uygulamaya göre SAY-1, SÖZ-1, EA-1 gibi puan türleriyle giriliyor. Yeni sistemde de bu tür programlara YGS puanıyla girilebilecek ancak eğer aday LYS'ye de girmişse ve bu sınavdaki puanı yüksekse adayın yüksek olan puanıyla o programa girmesine imkan verilecek. Bu programlara sadece meslek lisesi mezunları değil genel lise mezunlarının da girebilmesine imkan sağlanacak. Bundan dolayı YGS'nin yanı sıra LYS puanlarının da ön lisans programlarına girerken geçerli olması kararı alındı.
Bu uygulama bugün de benzer şekilde yapılıyor. Mevcut durumda genel lise mezunları meslek lisesi mezunlarının sınavsız geçiş yöntemiyle girdikleri ön lisans programlarına, ÖSS'de SAY-1, SÖZ-1 ve EA-1 puan türlerinde aldıkları puanlara göre girebiliyorlar.
YÖK Genel Kurul üyelerinden Prof. Dr. Fikret Şenses kararın bütününe karşı oy kullandı. Üyelerden Prof. Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu da katsayıların 0.15'le çarpılmasına karşı oy kullandı.
YÖK Genel Kurul toplantısının ardından şu yazılı açıklama yapıldı:
* Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı'ndaki (LYS) ağırlıklı puanların her biri, kendi içinde 100-500 arasındaki puanlara dönüştürülecek
* Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) en büyüğü 500, en küçüğü 100 olacak şekilde hesaplanacak
* Yerleştirme puanları hesaplanırken AOBP 0.15 katsayısı ile çarpılacak
* Adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanlar kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde AOBP'leri 0.06 ek katsayısı ile çarpılacak ve bulunan değer, 0.15 katsayısı ile hesaplanan puana eklenecek
* Meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir LYS puan türünün yası sıra bir de YGS puan türü belirlenecek. Meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın, adayların bu programlara yerleştirilmesinde her iki türden puanlarının büyük olanı esas alınacak.
YÖK ÜYESİ ŞENSES: DÜZENLEME İKTİDAR PARTİSİ İÇİN
YÖK üyesi Prof. Dr. Fikret Şenses, yeni üniversite giriş sistemiyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
YÖK'ün aldığı karara katılmadığını vurgulayan Prof. Şenses, karşı oy kullanmasının gerekçelerini açıkladı.
Farklı katsayı kararı uygulamasının asıl amacının haksızlıkları giderme görüntüsü altında yükseköğretimi iktidar partisinin amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye yönelik olduğunu belirten Şenses, şu ifadeleri kullandı:''Son dönemde gerekli altyapı ve kaynak sağlanmadan çok sayıda yeni üniversite açılması, mevcut yasal çerçeve dikkate alınmaksızın üniversitelerimizde türban yasağının kaldırılması, üniversite kontenjanlarının hızla artırılması, ilahiyat fakültesi kontenjanlarının birden ve çok yüksek oranda artırılmış olması ve en son olarak da katsayı konusuyla gündem işgal edilmek istenmektedir.
Bu durum, iktidar partisinin amaçlarıyla, YÖK'ün amaçları arasındaki örtüşme derecesini açıkça ortaya koymaktadır. Mevcut farklı katsayı uygulamasının bütün meslek lisesi öğrencilerini ilgilendirmesine karşın konunun sadece imam hatip liseleri üzerinde odaklandırılmış olması bu kuşkuları daha da artırmaktadır.''Karar alınırken farklı katsayı uygulamasının gerekçelerinin gündeme getirilmediğini vurgulayan Şenses, meslek yüksekokulları dahil olmak üzere mesleki eğitimin çekiciliğinin artırılması ve imam hatip liselerinin toplumun ihtiyaçlarının çok üstünde mezun verdikleri hususlarının yanında toplumun önemli bir kesiminin bu konudaki duyarlılıklarının göz ardı edildiğini savundu.
YÖK üyesi Şenses, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:''Diğer meslek liselerindeki öğrencilerimiz gibi imim hatip liselerinde okuyan öğrencilerimiz genelde toplumumuzun görece düşük gelirli ailelerine mensuptur. Bu kesimin temel sorunu asla katsayı eşitsizliği değil, görece düşük gelirden kaynaklanan ve eğitimin önceki aşamalarında başlayan fırsat eşitsizliğidir. YÖK'e bugün hakim olan zihniyet fırsat eşitsizliğinin giderilmesi konusunda son derece duyarsızdır.
Son 18 ayda çok sayıda vakıf üniversitesi açılarak Yükseköğretim adım adım paralı hale getirilmektedir. Yabancı sermayenin yükseköğretim sistemimize artan ilgisinin katkısıyla yakın bir gelecekte geçmiştekine benzer bir özel yükseköğretim furyasının yaşanması ciddi bir olasılıktır. Bu durum giriş sınavında düşük puan almış olsa da varlıklı ailelerin çocuklarına yükseköğretim hakkı verilmesi, eğitim sürecinin daha ilk aşamalarında başlayan fırsat eşitsizliğinin bizzat YÖK kararıyla daha da artması anlamına gelmektedir.''
PROF. EŞME: DEĞİŞİKLİK İMAM HATİPLER İÇİN YAPILDI
Eski YÖK üyesi Prof. Dr. İsa Eşme, NTV yayınında yeni düzenlemenin imam hatip liselerinin önünü açtığını söyledi.
Prof. Eşme şu açıklamayı yaptı:"Yarar sağlamayacağı fikrindeyim hala. Teknik liselerle imam hatip liselerini ilgilendirir. Teknik liseler yüzde 3 civarında. Diğer meslek liselerinin ÖSS sonuçları ortada, yarar sağlamayacaktır. Tam tersine yüksek lisans programları ümidiyle dershanelere rağbet artacaktır. Ortaöğretim-imam hatip lisesi diye çift kutuplu eğitime dönüşebilir. Bundan kaygı duyuyorum.
Liseler artık branşlaşma yerine ilköğretimin devamı durumuna indirgenecektir. En büyük zararın eğitim birliği bakımından zararlı olacağı inancını taşıyorum ve bundan kaygılıyım."
GÜLTEKİN: İMAM HATİPLİLER BU YIL TERCİH YAPMAYACAK
Eğitim Uzmanı ve NTV programcısı Sadık Gültekin ise katsayı kararının yansımalarıyla ilgili bir başka noktaya dikkat çekti:"Tercihler bugün başlıyor, 3 Ağustosta bitecek. İmam hatip lisesi öğrencileri, 'o zaman ben bu sene tercih yapmayayım' diyerek tercihini seneye erteleyecektir. O zaman üniversiteler boş kalacaktır, çok büyük bir hata yapılmıştır. Herkes tercihini önümüzdeki seneye erteleyecek. Eminim ki iki ya da üç ek yerleştirme yapılacaktır. Bu biraz da duygu sömürüsüdür, meslek lisesindeki eğitimle ÖSS'yi başarabilmesi umut tacirliğinden başka şey değildir. Ek katsayı bile verseniz bu çocuğun eğitimi buna uygun değildir."
ODTÜ Eski Rektörü Ural Akbulut kararın siyasi olduğu değerlendirmesinde bulunurken şunları söyledi:"Üzüntüyle karşıladım. Siyasi karar olarak değerlendiriyorum. Bunun bilimsel biçimde çözülmesi gerekir. Meslek liselerinin kendi alanlarının önünün açılması gerekirdi. Bu karar bir gerginliğe yol açacaktır. Yüksek öğretim sistemi önemli bir yara almıştır."
www.ntvmsnbc.com