24 Mart 2011 Perşembe

Tekzip ve Özür

Az evvel Beytepe Postası olarak geçtiğimiz 'Sosyoloji Günleri Öncesi Rektörlükten Skandal İptal' başlıklı haberimiz tam olarak doğrulanamadığı için yayından kaldırdık.

Bu elzem yanlışımızdan dolayı başta Sosyoloji Günleri'ne ev sahipliği yapacak olan öğrenci arkadaşlarımız olmak üzere ilgili tüm kurumlardan Beytepe Postası Gazetesi olarak özür diliyoruz.

25 Ocak 2011 Salı

Adalet yerni buldu: 71 öğrenci beraat etti

Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi, 26 Ekim 2009 günü çıkan olaylarla ilgili olarak yargılanan 71 öğrenci hakkında beraat kararı verdi.

Bir buçuk yıl önce yaşanan olaylarda TKP üyesi öğrenciler tarafından Hazırlık Binası önünde açılan gazete standına önce özel güvenlik birimleri müdahale etmiş, yüzlerce öğrencinin standı koruması üzerine Bilkent kapısında hazır bekletilen yüzlerce çevik kuvvet polisi okula girerek kütüphaneye sığınan 69 öğrenciyi gözaltına almıştı.

Olayların ardından valilik ve emniyet müdürlüğü direktifleriyle okul yönetimi 100e yakın öğrenci hakkında soruşturma açmış, 7 öğrenciye 1 dönem, 2 öğrenciye 2 dönem uzaklaştırma ve 1 öğrenciye de okuldan atılma cezası vermişti.

Savcılığın hazırladığı iddianameye göre bir polis memurunun yaralanması, sivil polis görevlilerinin kameralarının kırılması, kamu malına zarar ve eğitim-öğretimin engellemesi gibi iddialarla suçlanan 71 öğrenci hakkında 1 ile 3 yıl arası hapis cezası ve 13.500 lira tazminat istenmişti. Mahkeme heyetinin beraat kararının ardından aynı iddialarla okul yönetimi tarafından uzaklaştırılan ve atılan öğrencilerin birbiri ardına tazminat davaları açması bekleniyor.

6 Ocak 2011 Perşembe

Çankaya'ya çıkan ÖTK hangi talepleri iletti?

Kıta Avrupası'nda olmak üzere son üç dört yıldır öğrenciler var olan haklarını korumak, kaybettiklerini geri almak için sürekli eylemlilikler düzenliyor, üniversiteyi hocalarıyla birlikte boykot ediyorlar. Kendi haklarının mücadelesi ile de yetinmeyip, 2009 krizinin vurduğu Avrupalı emekçilerin grevlerine destek veriyor, mitinglerde en ön saflarda yer alıyorlar. 2010 yılı, onlar için eylem yılıydı. Hatta bazı çevreler bu hareketliliği 68'in geri dönüşü olarak ilan etti.

Bizim ülkemizde de üniversite gençliğinin Avrupalı dönemdaşlarından pek geri kalır yanı yoktu. İkinci Dolmabahçe seferi ile de artık toplum ve medya da tüm bu olan bitenlere kayıtsız kalamadı -hoş gerçi herkes tuttuğunu bulandırdı ya-. En azından kimi gazeteciler ve aydınlar(!) bu öğrenciler ne istiyor acaba, diye sordu -hoş gerçi herkes soruşturduğunu bulandırdı ya-. Ancak başta Başbakan olmak üzere, AB müzakerelerinden sorumlu Devlet Bakanı ve akabinde erkanı, eylemci öğrencilerin hangi yasadışı örgütlerle bağlantılı olduğunu belgeleriyle bildiklerini ifade ederek öğrencilerin darbeye zemin hazırlamak için kullanıldığını ifade ettiler -Kümes Harekatı başlamadan çökertilmişti yani-.

Son olarak ODTÜ... 50 Polis otobüsü, yüzlerce çevik kuvvet polisi, onlarca panzer bir üniversitenin girişini kuşatmış, darbe duyurusu için TRT Ankara Radyosu'nu işgale giden pardon, AKP Genel Merkezi'nin önüne yürümek isteyen 500 kadar öğrenciyi üniversite giriş kapısında kuşatmış,(bir arkadaşımın olayı özetleyen iletisinden alıntı yaparak ve bu alıntıyı geliştirerek) günahkar, cenabet, muhtemel anarşist/terörist adaylarını gusul abdesti aldırmıştı.

Bu toplu abdest alma töreninden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, öğrenci temsilcileriyle toplantı yapacağını duyurdu. Biz, saniselerle ölçülecek kısa bir süre kim bu temsilciler şaşkınlığına düştükten sonra, çağırılanların ne zaman seçildiğinden bile haberdar olmadığımız ÖTK Başkanları olduğunu hemen anladık. Bizi temsilen de Hacettepe Üniversitesi Öğrenci Temsilcileri Konseyi katıldı Cumhurbaşkanının toplantısına. Muhtemelen ÖTK'yı temsilen de Sayın Burak Bahadır katıldı toplantıya. Lafı uzatıp öğrenciler temsilcileri kimdir, tartışmasına girmeden Beytepe Postası olarak en azından şu soruyu sormak istiyoruz Başkan'a: Sayın Burak Bahadır, tüm samimiyetimizle merak ediyoruz. Ne söylediniz? Hangi sorunlarımızı dile getirdiniz? ÖTK seçim yönetmeliğinin, YÖK disiplin yönetmeliğinin ve üniversite yönetim şeklinin ne kadar anti demokratik bir yapıda olduğunu ilettiniz mi? Öğrenciler olarak okulun geleceği hakkında hiçbir söz hakkına sahip olmadığını ilettiniz mi? Okulumuzun duvarlarına afiş asmanın, sokaklarına stand açmanın yasak olduğunu ilettiniz mi? Bir öğrenci kulubünün açılmasının bürokratik engellemeler yüzünden yıllar sürdüğünü ilettiniz mi? Gerçekten çok merak ediyoruz... Ne söylediniz Allah aşkına!

25 Ağustos 2010 Çarşamba

YÖK'süz Anayasa değişikliği tartışmaları...

12 Eylül referandumuna şunun şurasında ne kaldı? Tartışmalar bana 'milenyum' saçmalığını hatırlatıyor. 1999 yılıydı ve 2000 yılı ile birlikte hayatlarımıza sihirli değnek değecek, jetgiller gibi yaşayacaktık, Kadıköy'den Karaköy'e ışınlanacaktık. Olmadı. Hala Tünel'e jeton atıyoruz.



Neyse...

Anayasa tartışmaları üç blok etrafında yürüyor ve aslında her ne kadar üç blok olsa da tartışmalar meydanlarda maddeler üzerinden değil de 'yandaş' ve 'candaş' medya üzerinden havuzlu-kooperatifli-boylu-poslu şeklinde yürüyor. İki 'taraf' da az buçuk içerik tartışmaya kalksa bu yaz sıcağında vatanseverliğin doruklarından demokrasinin kırlarına doğru serin bir yolculuğa çıkarıyor bizleri... Yani Alice serinlikler diyarında... EVET de çıksa HAYIR da çıksa 13 Eylül sabahı Çarli'nin çikolata fabrikasında hissedar olacağız hepimiz.



Daha önce, 26 Ekim olayları için, koca koca akademisyenlerin işini gücünü bırakıp, komisyonlar kurup 96 Beytepeli'yi günlerce sorguya çekip, tam final arifesinde, finallere de girmeyecekleri şekilde 7'sine 6 ay, 2'sine 1 yıl ve 1 öğrenciye de okuldan atılma cezalarını yağdırdığı süreçte de Anayasa Değişikliği Paketini gündeme getirmiştik YÖK Disiplin Yönetmeliği ekseninde... Demiştik ki 'Peki bizim anayasamız (TCK'mız) olan öğrenci disiplin yönetmeliğimiz ne olacak?'. Görünen o ki bir süre daha YÖK'lü demokratikleşmeye devam edeceğiz. Bir iki kez anamuhalefet partisi lideri cılız bir şekilde YÖK'ü kaldıracağız, dedi ve bir iki kez de iktidara hani YÖK'ü kaldıracaktın, dedi ama bu itirazlar havuzlu villalar kadar para etmiyor, pardon, oya dönüşmüyor.



Keşke başta kendi ÖTK'mız olmak üzere, demokratik gençlik örgütleri, öğrenci dernekleri, mezun öğrenci dernekleri, öğretim üyesi dernekleri, eğitim sendikaları bu tartışmalara, 12 Eylül Faşizminin YÖK üzerinden üniversiteler üzerinde kurduğu ve hala devam eden vesayetini konu etselerdi.



Oylanacak Anayasa değişikliği paketinde yok yok. 'Hür demokratik parlementer sistem'de üniversiteler ise biraz daha oyalanacak. Kenan Paşa'nın göz bebeği YÖK ve onun ceza yönetmeliği olduğu yerde duruyor ve bu ülke, bu 12 Eylül'de biraz daha demokratikleşecek. Daha bilimsel ve daha özerk üniversite isteyenler ise biraz daha üniversitelerin tam göbeğinde fişlenecek, yargılanacak, uzaklaştırılacak gerekirse joplanacak, gazlanacak... Üstelik bunlar artık daha 'demokratik' ya da 'sivil diktatörlük tehlikesini atlatmış' bir ülkenin başkentindeki ve dört bir yanındaki üniversitelerin hepsinde yaşanacak.



Görünen o ki, önümüzdeki sene 'Nerde Kalmıştık?' diye bir başlık atıp kaldığımız yerden aynı şeyleri epeyi bir zaman söylemeye devam edeceğiz anlaşılan.

3 Haziran 2010 Perşembe

Beytepe Postası Gazetesi yıllık değerlendirme yazısı

Merhaba Sevgili Beytepeliler,

Finaller biterken, dolayısıyla birçoğumuz için okul kapanırken klişe sözlere çok da yer vermeden gazetemizin bir yıllık serüveni hakkında değerlendirmemizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Kısıtlı olanaklarımızla bu sene çıkarttığımız 6 sayı ile Beytepe'nin gündemini, yaşananları tartışmaya açtık. Tartışmaya açtık diyoruz çünkü genellikle gündeme taşıdığımız olaylar hakkında zaten takipçilerimizin birçoğunun haberi, bilgisi vs... vardı.

Beytepe Postası Gazetesi olarak ise bizim yapmak istediğimiz sadece haberi sunmak değil aynı zamanda olaya dair bir bakış açısı kazandırmayı, "hiç yoksa bir de burdan bakın olaya" durumunu yaratmayı başarmaktı. Sene başında polisin okula girip onlarca öğrenciyi göz altına alması haberimizde de, gerilimli ÖTK seçim sürecini yansıttığımız röportaj haberlerimizde de, şenliklerde yaşanan Serdar Ortaç protestosunu aktarırken de hep bu şekilde yaklaşmayı amaçladık niyetten bağımsız hatalarımızla birlikte.

Bu anlamda Beytepe Postası Gazetesi gönüllüleri olarak bir amacımız kampüsteki demokratik fikir telakkisi ve tartışma ortamını güçlendirmek ise diğer bir amacımız ise bağımsız; ancak öğrencinin tam çıkarlarını gözetmek hususunda taraflı bir medya ağını örmek...

Birinci amaca yönelik kısım kuşkusuzki çok sesliliği, çok sesliliği korumak ise ön koşullanmalara saplanmamayı gerektiriyor. "Öyle" düşünenlerle "Böyle" düşünenler neden öyle ve böyle düşündüklerini konuşmaları gerekiyor bizce ve Beytepe Postası Gazetesi bu amacın aracı olmayı hedeflemektedir. -Unutmadan ekleyelim: Tabiki "'ÖyleBöyle"' düşünenlerin gazetesi olmayacak Beytepe Postası.-

İkinci kısımdan kastettiğimiz ise; kimseye hesap vermemek ve hiçbir grubun, yapılanmanın, odaklanmanın çıkarına hareket etmemektir. Kendimizi sorumlu hissettiğimiz tek düşünce öğrencinin tam lehinde özgür üniversite... Yani söz söyleme, fikir üretme ve eyleme özgürlüğünün sağlandığı, tiyatro topluluğuna Mehmet Akif Salonu'nun verildiği, dağcılık klubüne ödenek sağlandığı vs... öğrenci topluluklarının etkinliklerinin kısıtlanmadığı, yurtların 300-500 lira olmadığı, bol oturaklı kantinlerin kapatılıp yerine büfelerin açılmadığı, saçma sapan sebeplerle öğrencilerin okuldan ceza almadığı bir üniversite...

İkinci kısıma yönelik yani hedeflediğimiz bağımsız öğrenci medyası konusundaki eksikliklerimiz ise teknik meselelerden kaynaklanıyor. Facebooktaki grubumuz bu eksikliğe yönelik. Bu anlamda yeni bir websitesini de en kısa zamanda yayına sokmak amaçlarımız arasında.

Diğer yandan da üniversitedeki fanzin ve yayın çevreleriyle iletişime geçmek, bu yayınların daha geniş çevrelere ulaşması için dayanışmak, tanıtmak da temel ilkelerimizden biri.

Eksikliklerimizden bir diğeri de gazetemizi söz verdiğimiz üzere düzenli aralıklarla yayımlayamamak. Bu problemi de seneye bize katılacak yeni Beytepe Postası gönüllüleriyle çözebileceğimizi umuyoruz.

Kampüs hayatına yön ve renk veren herkesle diyaloğa ve birlikte bir şeyler yapmaya hazırız. Eksikliklerimizin bilincindeyiz ve fikirlerimiz konusunda kafalarımız oldukça net. Sizlerinde desteğiyle Beytepe Postası'nı daha üst noktalara taşıyacağız. Şimdiden bu uzun ve göz yorucu yazı için sizlerden özür diliyoruz. Sıkıntısız ve mutlu bir yaz tatili geçirmeniz dileğiyle... Şimdilik hoşça kalın.

28 Mayıs 2010 Cuma

'Sözde' ben bir öğrenci olmaya geldim

Mayıs ayı adeta öğrenci kıyım ayı oldu. Bilimsel çalışmalarından çok ulusal basında öğrencilerine açtığı soruşturmalarla gündeme gelen Hacettepe Üniversitesi'nde ilk olarak 26 Ekim 2009 günü gazete standına saldıran polis ve özel güvenlik görevlilerine karşı koyan 90 kadar öğrenciye soruşturma açıldı, sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek'in geri aldırdığı EGO indirimini protesto ederek kampusteki otobüslere öğrenci arkadaşlarını bedavaya bindiren Öğrenci Kolektifleri üyesi öğrencileri hem polise gözaltına aldırıp hem soruşturma açıldı. Tabi bununla bitmedi soruşturma merakı: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü çalışması yapan öğrencilere "çalgı çalmaktan ve müzik dinlemekten", 16 Mart'ta Saddam Hüseyin'in gerçekleştirdiği "sözde(!)" Halepçe Katliamı'nda ölenleri anmaktan, 18 Mart'ta yapılan Newroz/Nevruz kutlamasına katılan öğrencilere "asfaltı yakmaktan" soruşturma açıldı.

UZAKLAŞTIRMA VE OKULDAN ATMA

200'ün üzerinde açıldığı tahmin edilen soruşturmaların yanında, okul yönetimi öğrencilerinin ailelerine de bir mektup göndererek "çocuklarını adam etmesini" istedi.

Son olarak 26 Ekim olaylarından dolayı 8 öğrenciye bir dönem, 1 öğrenciye iki dönem ve 1 öğrenciye yükseköğretim kurumlarından atılma cezası verildi. Cezalar için 6 ay beklenerek final öncesi son Cuma açıklandı ve birer dönem uzaklaştırma alan öğrenciler final haftasından itibaren okula alınmayarak fiilen cezaları iki döneme çıkartıldı.

Uzaklaştırma cezalarını final haftasından itibaren uygulamaya koyan üniversite yönetiminin bu tavrı idari mahkemeden dönüp dönmeyeceği açılacak karşı davalar sonucunda belli olacak.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Hacettepe ne olur bizi balkabağına çevirme

SERHAT ERTUĞRUL

Hacettepe Üniversitesi’ne bağlı er-kek ve kız yurtlarının cuma ve cu-martesi yurtlara giriş saatinin gece 2 ‘den 12’ye alınması yurt öğrencileri tarafından protesto edildi.

Kampüste "Külkedisi" adlı bir masal oyunu tekrardan gösterime girdi, ama bu sefer ne ortada balkabağına dönüşecek araba ne de camdan ayakkabı var bu sefer öğrenciler var. Yurt öğrencileri bu sokağa çıkma yasağı politikasını ;yurt yönetimine karşı gerçekleştirdikleri ‘’sivil itaat-sizlik’’eylemleri ile yurtlara geç gire-rek protesto ediyorlar. Ve bir yan-dan ‘’Özgür kampüs istiyoruz"; "Yurtlar uyuma haklarına sahip çık"; "Susma sustukça sıra sana gelecek", "Oradan bakma aşağıya gel!" ‘’Müşteri değil öğrenciyiz" sloganlarıyla haklarını arıyorlar.

Ama öğrenci hareketlerinin temeli birbirinden uzak değildir.Çünkü ‘’öğrenci’’ sistem tarafından sürekli şekil verilmeye uygun ‘’hamur ‘’gibi muamele görür ama öğrenciler daima gereken cevabı verir… 2 ay önce aynı eylemi evet aynı eylemi Tayvan’da Ulusal Koahsiung Normak Üniversitesi Öğrencileri (‘’Stu-dents of the National Kaohsiung Normal University (NKNU))’ tarafından gerçekleştirildi ve yine bunda50 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’nin bir çok konuda siyasetini de ğişterecek 68 kuşağı öğrenci hare-ketlerinin temeli Kaliforniya, Berke-ley Üniversitesi’nde yine aynı yurt sorunları üzerinden başlayan eylemlilikleri gerçekleştiren; haklarına sa-hip çıkan öğrenciler tarafından atıldı.

Eylem sırasında yurt öğrencisi arkadaşlarımızdan biri Beytepe Posta-sı’na şunları dile getirdiler: Dışarda ‘’yetişkin bir birey ‘’olarak muamele görüp kampüs içerisinde ise gözet-lemelere; turnikelere; kameralara ,hatta hangi konuyu tartışıp tartışa-mayacağımıza dair kısıtlamalar ge-tirilip apoliteze edilmemiz ,bunları ‘’aştığımızda’’ da; ’’velilerimize’’ şikayet edilip çoçuk muamelesi gör-memiz yetmezmiş gibi bu sefer de giriş saatlerine kısıtlamalar getiril-mesi bizleri çileden çıkardı.’’dedi.

Yurt yönetimi bu sefer diğer kız kar-deşleri Rektörlük ve SKS ile ‘’Mo-dern Külkedileri’’nin isteklerine kar-şı artık kulak tıkayamayacaklarını hep birlikte göreceğiz...